|
|
   
İnişten
Sonraki Değişiklikler
Vücut ağırlığı ve tansiyon: İyi bir aklimatisazyonla çıkış yapınca zayıflama
olmaz. Ağır çaba her ne kadar zayıflamaya yol açarsa da vücutta su toplaması
nedeniyle ağırlık aynı kalır. İnişten sonra organizma vücutta tutulan suyu artmak
üzere idrarı artıtır. Bunun sonucu olarak ağırlık ve tansiyon düşmeye başlar.
Ağırlık verme süresi yüksek irtifada kalma müddei ve kalınan yüksekliğin derecesi
ile orantılı olarak uzar veya kısalır.
İştah: Dağdan indikten sonra iştah çok artar. Çok yenilmesine rağmen vücuttaki
suyun atılması sebebiyle ağırlık yükselmez. Çok iyi
aklimatize oldukları için
bol yiyip içenlerde bile iştahın artması yüksek irtifada en iyi şartlarda dahi
depoların doldurulamadığını gösterir.
Donuklar: Soğuk hareketsizlik ve hiportermiya sebepleridir. Birinci ve ikinci derece
dokuların tedavisini dağcı yapmalıdır. Zamamnında müdahale nekrozu önler ve
ekstremiteyi kurtarır. Tedavi için ayakkabılar ve sıkı çoraplar çıkartılır.
Hastaya bol sıcak sıvı verilir. Donan kısımlar kırk derece suyun içinde yirmi
dakika tutulur. Ne elle ne de kanla ovuşturulması gerekir. Zira zedelenmiş damarlar
zarar görür. Kırk derecenin üstünde ısıtma damar foksiyonunu felç
eder. Donuktan
korunmak için geniş ayakkabı, bol sıcak sıvı, rüzgardan
korunma, hereket etemek gerekir.
Sıcak çarpması, kramplar: Uzun zaman sıcak ortamda kalınması sonucu oluşan bir
tükenme tablosudur. Sıvı elektrolit kaybının yol açtığı kan hacmi azalması söz
konusudur. Sebep terleme ile sodyum, klor ve potasyumun deri yolu ile ve hızlı solunumla
bol sıvı kaybetmesidir. Önlemek için bol bol tuz, potasyum ve mayhoş
sıvılar alınmalıdır. Sıcak ortamda klor ve potasyuma bağlı olarak asit kaybına ve
bu da kramplara sebebiyet verdiği için sıvıların mayhoş olması
gereklidir. Güneş
çarpmasında baş ve beyne kan hücumu vardır. Baş dönmesi
olur. Şuur kaybolur ve
aspirin ağrıyı geçirmez. Baş ve vücut soğuk suyla soğutulur. Vücut sıcaklığı
normale gelene kadar soğuk sıvılar verilir.
Güneş yanıkları: Kulaklarda burun ucunda, dudakta cok görülür. Kulaklar başlıkla,
burun ucu flasterle, dudakta ruj veya merhemlerle korunmalıdır.
Kalp krizi: Kalp atardamarlarının birinin spazm yapması yada tıkanması ile oluşan
tablodur. Göğsün solunda ve bazen sırtta yada karnın üst tarafında şiddetli
ağrı, terleme, bulantı ve kusma ile seyredir. Ağrı sol kola
vurur. Dağdaki kalp
krizlerinin başlıca sebebi sıvı kaybı sonucu kan yoğunluğu ve yapışkanlığının
artmasıdır. Bol sıvı alınarak kanın sulandırılması
gerekir. |
|
|
|
Dağ hastalıkları
Dağcılık
zor, birtakım tehlikeleri olan, çok zevkli ve kişiliği
geliştirici bir uğraştır. Güçlü fizik ve psikolojik yapı bu uğraşıyı daha da
anlamlı bir hale getirir. Yüksek irtifa dağcılığının yanında turistik amaçlı
çıkış yapan birçok insan vardır. Ancak 3000 m. yükseklikte bile havanın yapısı
soğuk ve dihidrasyon gibi faktörler insan sağlığını
etkiler.
Aklimatizasyon (Bölge havasına ve yüksekliğe alışma) Dokuların
azalmış oksijen basıncına uyum sağlamaya çalıştıkları bir işlemdir. Bu aynı
zamanda kişinin tırmanma hızına kaldığı, yüksekliğe ve kişisel adaptasyonuna
bağlıdır.
Hızlı yükselişte sorunla karşılaşmak kaçınılmazdır. Yükseklerde harcanan
eforun tolore edilmesi güçtür. Yükseklerde hipervantilasyon nedeniyle çok fazla CO2
solunum yoluyla atılır. Yükseklerde fiziksel fonksiyonun azalmasının nedeni düşük
hava basıncına bağlı oksijen yetersizliğidir.
Aklimatize olamamış kişilerde nefes almada güçlük, baş dönmesi, baş ağrısı,
sersemlik, halsizlik, bitkinlik, uykusuzluk, bulantı ve kusma görülebilr. Bu belirtiler
yüksek irtifalarda (4000 m. den yüksek) akciğerde, beyinde ya da vücutta sıvı
birikimi (ödem), kan pıhtılaşma bozukluğu, retina da kanama ve mental bozukluklar yer
almaktadır.
Deaklimatizasyon; Yükseklerde yaşayan insanların aşağı seviyelerde
gösterdiği adaptasyon sorunudur. Konuşma ve yazma da bozukluk, umursamazlık,
dikkatsizlik şeklindedir. Kolay kolay kızdırılamaz hasta kendini çok rahat
hisseder ve uykuya meyil vardır.
Pulmoner Ödem 3000 m. nin üzerinde nadir görülür. vücut daha fazla
oksijen kullanabilmek için daha fazla kan pompalar ve dağcı da dinlenmez ve daha
yükseğe tırmanmaya kalkışırsa sorunlar başlar. Genellikle 2 ile 4. günler
arasında başlar. Uykusuzluk ödemi arttırır. Kısa ve sık
soluma, öksürük,
kırmızı köpüklü balgam görülür. 21 yaşın altındakilerde daha sık rastlanır.
Tedavisi istirahat, oksijen uygulaması ve idrar söktürücülerdir.
Retinal Kanama 5500 m. üzerinde retinada kanama ve görme keskinliğinde
azalmaya yol açar. Kanama odakları dinlenme olmaksızın birkaç haftada iyileşir. Kar
körlüğü ise ultraviyole ışığın göz yüzeyini yakmasıyla oluşur. Başlangıçta
şikayet olmaz. 6-12 saat içinde kızarır ve ağrı yapar 2-3 gün içinde körlük
oluşur. Tedavide soğuk kompres uygulanır ve gözler kapatılır.
Dezortasyon Alphin stilinde tırmanışlar mental ve fiziksel
bozukluklara yol açar. Oksijen eksikliği, susuzluk, yetersiz beslenme ve soğuk
nedenleri arasındarır. Tedavisi alçak yerlerde istirahat, uyku sırasında oksijen
verilmesi ve düzenli beslenmedir. Amaç günde 2 litre idrar çıkarmak olmalıdır.
Hipotermia (Isı kaybı ve donma) Özellikle oksijen eksikliği
(hipoksi)
de eklenirse pekçok probleme yol açar. Başlangıçta kulakla,
burun, el ve ayak
parmakları gibi bölgelerde yüzeysel donma belirtileri vardır. Deri soluk ve duyarsız
hale gelir. Daha fazla ısı kaybı olursa vücudun en çok ısı kaybeden bölgelerine kan
akımı durur. Yükseğe çıkıldıkça kanın Viskozitesi de arttığından soluma
işlemi hızlanır ve süratle donma gerçekleşir. Dokular gri-beyaz renk alır. Ağrıya
duyarsızdır fakat parmakları oynatabilir. Hasta daha fazla efor harcamadan kampa
indirilmeli, sıvı dengesi ve vücut ısısı normale döndürülmeli.
Donan kısımlar
40 derecedeki suya sokulur. Bunu yaparken kuvvetli ağrı kesiciler
verilir. Vücut
ısısı 28 C nin altına düşerse beyin, kalp, karaciğer, böbrek gibi hayati
organlarda fonksiyor kaybı görülür. Pıhtılaşma kalp ritminde bozukluk sonucu çok
gelişebilir. 25 Cnin altında geri dönüşü olmayan hasar
görülür. Bu hastalar uyku
tulumunda kendilerini ısıtamazlar. Tuluma birlikte girilebilir, ısıtıcı tozlar ve
sıcak sıvılar verilebilir.
Bening Akut Dağ hastalığı Çıkılan yüksekliğe sarf edilen efora
ve kişinin duyarlılığına bağlı olarak gelişir. Atlimatizsyon en önemli
faktördür. Aklimatize olmayanlarda hastalığa rastlanması çok yüksek
ihtimaldir. Yaş küçüldükçe hastalık ihtimali artar. Genelde kampta bekledikten 12-24 saat sonra
kendini gösterir. Baş ağrısı, hızlı nabız, bulantı,
kusma, iştahsızlık ve uyku
bozuklukları akut dağ hastalığının
belirtileridir. 4000 m. nin üstünde ise beyin
şişmesinden ötürü hafıza bozukluğu, unutkanlık, basit problemleri
çözememe,
görme ve yürüme bozukluğu ve halisülasyon görülür. Baş ağrısı ilaçla geçmez
ve nabız 100'ün üzerindedir. İdrar söktürücü kullanılması
gerekir. Nabız
düzelmiyorsa aşağı indirilmesi gerekir. 15 dakika oksijen verilmesi en iyi ilaçtır.
Uyuma tedaviye iyi gelmez. Çünkü uykuda solunum yavaşlar ve kandaki oksijen azalır.
Hastanın uyanık tutulması, yürümesi ve derin soluması sağlanır.
Malign Akut Dağ hastalığı Akut dağ hastalığının en ağır
şeklidir. Akciğer ve beyin şişmesi ve göz belirtileri gibi üç sendromu vardır.
Akciğer şişmesi; oksijen eksikliği akciğerlerin küçük damarlarını
sıkıştırır ve bu olayda organların şişmesine yol açar. İdrar söktürücü
kullanılmaz çünkü kalp yetmezliği söz konusu değildir. Başlıca sebep hızlı
çıkıştır. Belirtisini 1-4 gün içinde gösterir genç yaştakilerde risk daha
fazladır. Nefes darlığı hızlı soluma göğüste sıkışma
duygusu, uyurken boğulma
hissi , öksürük ve dudakta morarmadır. Öksürük önce kuru sonra sulu daha sonra
kanlı balgam şeklinde olur. Aklimatizasyon şarttır. Hasta efor
sarfetmemeli, tuz
alımından kaçınmalı. Oksijen tedavisi ve nefes darlığında morfin yapılması
gerekir.
Beyin Şişmesi; Oksijen eksikliğinin beyinde yaptığı hasar şişme
şeklindedir. Akut dağ hastalığına ilaveten şu belirtiler ortaya çıkar. Daimi ve
şiddetli baş ağrısı, saçmalama, hafıza kaybı, muhakeme noksanlığı,
halüsülasyonlar, yürürken yalpalama-düşme, el ve kol hareketlerinde
koordinasyon bozukluğu. Oksijen tedavisi ve sitaroid verilir.
Göz
Belirtileri; Retine
kanamaları, papilla ödemi ve körlük şeklinde olabilir, hastanın aşağı
indirilmesiyle genelde düzelir.
Uyku: Yükseklerde genelde ilk günlerde uyku gelmez. Yüksek irtifalarda uyku ilacı
almaktan korkmayın hiçbir zararı yoktur. Dağda uykusuzluğun giderilmesi şarttır.İyi
aklamatizasyon,
yeterli sıvı ve elektrolit alımında uykusuzluk oluşmaz.
Gece apnesi: Çok yükseklerde meydana gelir. Uyurken nefes durmasıdır ve dağcı
boğulma hissiyle uyanır. Önlem çadırın havalandırılmasıdır.
İştah: Yüksek irtifada aklimatize olunsada gerektiği kadar besin ve sıvı alınmaz.
İştah daima gereken seviyenin altındadır. Yemeye özen
gösterilmelidir. Yemeklerin
çeşitli besin maddesi, baharat içermesi ve kolay hazmedilir olması
gerekmektedir.
Yağın kazanılması zor olduğundan tatlı yiyecekler
yenmelidir. Dağda mayhoş
yiyeceklere karşı arzu artar. Sebebi kanın alkalen tarafa kayıp asit ihtiyacı
doğurmasıdır.
Susuzluk duygusu: Yükseklere çıkıldıkça susuzluk duygusu azalır. Bu nedenle
susuzluk hissedilmesede bol bol sıvı alınmalıdır.
Yorgunluk: Aşırı çaba kanda ve kaslarda laktik asit birikmesine neden
olur. Laktik
asit normalde enerji temini için kullanılır. Aşırı eforda laktik asidin oluşma
hızı yanma hızından fazla olduğu için kaslarda birikir ve yorgunluğu sebep
olur.
Dinlenmekle fiziksel yorgunluk geçer.
Sindirim kanalı: Kalın barsak iyi aklimatize olunduğunda daha faal olur ve daha fazla
tuvalete gitme ihtiyacı duyulur. Adeta laksatif ilaç görevi görür.
Hematolajik değişmeler: Yeteri kadar sıvı alımı olmadığında kanın
yapışkanlığı artar ve kalp krizine yol açar. Olay yorgunluğun artması şeklinde
ortaya çıkar.
Vücutta su tutulması: Yüksek İrtifada su ve sodyum tutma mekanizmasının harekete
geçtiği tespit etdilmiştir bunun sonucunda vücuttaki toplam sıvı miktarı artar ve
şişme baş gösterir. Fazal tuz alınımdan kaçınmak
gerekir. Vücut ağırlığının
artması ile anlaşılır. Akut dağ hastalığına yol açan etkenler
biridir. Bunun
için hastaların yüzü şiş olur.
Akciğer damarlarında hiper tansiyon ve kılcal damarlarda
geçirgenliğin artması: Akciğer atar damarlarında basınç normalin bir kaç
katına çıkar. Sebep atar
damarın karşısında ve akciğer kapillerinde direncin yükselmesidir. İlaveten kanda
bazı maddelerin artmasıyla kılcal damarların geçirgenliği
artar.
Sıvı ve elektrolit kaybı: Terleme ve solunum sıvı kaybının
sebepleridir. Hava çok
kuru olduğu için sıvı kaybı normalin birkaç katını
bulur. Soğuk ve rüzgar bunu
şiddetlendirir. Sıvı kaybı hak haçmini azaltacağı için tansiyon düşmesine ve
kanın yoğunlaşmasına yol açar.
Alkolazis oluşması: Kanın altalen tarafa kaymasıdır. Bunun klor potasyum ve co2
kaybı gibi üç sebebi vardır. İstirahatle üçüncü sebep ortadan
kalkar. Alkolazisi
önlemek için gereği kadar tuz, potasyum ve mayhoş içeceklerin alınması
gerekir.
Kalp damar fonksiyonunda azalma: Yükseklerde kalp damar fonksiyonunda bir azalma
olduğu bildirilmiş ve durum oksijen azlığının kalp kasında depresyon yapmasına
bağlanmıştır. İstirahate rağmen tansiyonun normal değerinin altında seyretmesi
nabzın hızlanmasıyla birlikte olup akut dağ hastalığının çıkacağına
alemettir.
Sabah çıkmadan önce bol kahve içilmesini tavsiye ederiz. Kafein kalbi uyararak
kasılma gücünü ve atış sayısını artırır.
Öksürük: İki sebebi vardır. Birinci sıklıkla görülen üst solunum yollarının
tahrişidir. Olay kuru ve soğuk havanın solunması ve rüzgarın ağıza girmesi sonucu
oluşur. İkinci sebep akciğer şişmesidir. İlk devresinde öksürük kuru
olup,
tahriş öksürüğü şeklindedir. Hastalığın ileriki devresinde öksürük le
birlikte pembe balgam çıkar.
Larinjit ve anjin: Üst solunum yollarının kızarık şişliğine larinjit ve
bademciklerin iltihabi şişmesine anjin denilir. Lirinjitin belirtisi tahriş
öksürüğü ve ses kısıklığıdır. Önlemek çin maske kullanmak
gerekebilir.
|
|