|
|
    
Ders Alalım
575 milyon yıl öncesinden beri her gün 1 saniyelik dünya fotoğrafı çekilseydi ve
bunları uç uca ekleseydik elimizde 365 günlük bir film olacaktı. ve biz bu 365 yıl
sürecek olan filmi seyretmeye başlasaydık;
Ocak, Şubat, Mart aylarında hiçbir değişiklik göremeyecektik,
Nisan ayında tek hücreli canlıların ortaya çıkışını görecektik,
Mayıs ayında sudaki ilk omurgalıları görürüz,
Haziran- Temmuz ayında yeşil bitkiler oluşmaya başlar,
Ağustos ayında sürüngenlerin çıkışını görürüz,
Eylül-Ekim aylarında dinazorları görürüz,
Kasım-Aralıkt'a Memelileri görürüz,
31 Aralık saat 12.00'da yani bu bir yıllık filmin bitmesine 12 saat kala ilk insan Homo
Sapiens'i görürüz,
31 Aralık saat 23.00'da Mağara resimlerini ve düşünen Neodentral insanı görürüz,
31 Aralık saat 23.50'de Uygarlıkları görmeye başlarız,
31 Aralık saat 23.59.17'de yani filmin bitmesine 43 salise kala İsa'nın doğumunu
görürüz,
31 Aralık 23.59.59'da yani filmin bitmesıne bir salise kala insanın Aya çıkışını
görürüz.Bütün bunları
değerlendirdiğimizde bu 365 gün süren filmin sadece 12 saatlik bölümünde insaoğlu
denen canlıyı görürüz. Biri bize "herkes yaşadığı kadar konuşşun"
deseydi her halde insanlığa susmak kalırdı.


 |
|
|
|
Toprağa tarla, ağaca
odun, kuşa besin, ırmağa enerji, çiçeğe ot gözüyle bakıldığı sürece doğanın
dolayında dolaşır insan. Ben'ini otta, dalda, taşta, yelde, havada eritmedikçe insan
doğayı anlayamaz.
Bitkiler 360 bin türe
sahiptir. Bunların yaklaşık 2/3ü tohumlu (600ü açık tohumlular; 200bini çift
çenekli, ve 50 binide tek çenekli olmak üzere kapalı tohumlular.) 10 bini eğreltiler,
20 bini yosunlar, 20 bini algler ve 60 binide mantarlar ve likenler olmak üzere 80
binden fazlası gövdesiz türlerdir.
Bitkilerin sınıflandırılmasında sırasıyla; bölüm-sınıf-takım-familya-cins-tür-alt tür ve varyate deyimleri kullanılır.
Tohumla üreyen ve çiçekli bitkiler olarak da adlandırılan odunsu ve otsu bitkilerdir.
Bunlar ağaçlar ve çalılar olarak iki kümede toplanır. Ağaçlar
başlıca;kök-gövde-sürgün-kabuk-tomurcuk-yaprak-çiçek ve tohum organlarından
oluşur.
Endemik ve Relikt bitkiler; yeryüzünde yalnızca belirli bölgelerde doğal olarak
yayılış gösteren bitkilerdir; bir dağa bir adaya, bir ülkeye özgü olabilirler.
Türkiyedeki bitki örtüsünde endemizm oranı %30dur. Yani Türkiyedeki 10.000
civarındaki bitki türünden 3000 tanesi dünyanın hiçbiryerinde yoktur.
Türkiyedeki orman ekosistemleri 8 bölgeye ayrılır. ve bunlar 3 büyük bitki
kuşağını oluşturur.
Avrupa-Sibirya bölgesi: Kuzey Anadolu, Marmara ve Trakyanın bir
kısmını kapsar. Ordunun batısı Euxin doğusu ise Colchis olarak adlandırılır ve
ve 3 ayrı kuşağı vardır.
Meşe-Gürgen-Kayın kuşağı: Karadeniz kıyıları, Istranca Dağları, Kazdağı,
Uludağ yöresini kapsar ve meşe, kayın, gürgen, kestane, akçağaç, kızılağaç
başlıca ağaçlarıdır.
Kayın-Göknar kuşağı; bölgenin 1000 ila 1900m yüksekliklerini kapsar. Başlıca
ağaçları; Karadeniz Göknarı, Uludağ Göknarı, Kazdağı Göknarı, Doğu Ladini,
sarıçam, karaçam, kızılağaç, şimşir, gürgen, ve akçaağaçtır.
Ladin ve Çam kuşağı; bölgenin yüksek kısımlarındaki bölgedir. Doğu ladini,
sarıçam, akçaağaç ve kayın başlıca ağaçlarıdır.
Akdeniz Bölgesi; Trakyanın güneyi, Gelibolu Yarımadası, Batı ve
Güney Anadolunun kıyı kesimleri ve Amanos Dağlarını kapsar. 400-700m
yüksekliklerde; kızılçam, fıstıkçamı, ardıç, meşe ve maki türleri başlıca
ağaçlarıdır.1300m yüksekliğe kadar çıkan kızılçam en yaygın türdür. Daha
yükseklerde sedir ve Toros Göknarı hakimdir. İç kesimlerde karaçam ve halepçamı
yaygındır. İç kesimlerde ise Anadolu Karaçamı yaygındır.
İran-Turan Bölgesi: Gümüşhane, bayburt, Antitoroslar ve güneyinde
kalan alanları kapsar. Ardıç ve meşe dominant ağaç türüdür. Akçaağaç ve huş
diğer yaygın ağaçlardır.
Türkiye yüzeyinin % 26sı yani 20.2 milyon hektar orman alanıdır. Bu alanın
%56sı bozuk ve verimsiz ormandır. Verimli ormanlar sadece % 14tür. İsveç ve
Finlandiyadan sonra Avrupada en çok ormana sahip ülkedir. Ormanların % 30u çam
türlerinden, %0.9u göknar, %0.7si ladin, %22si meşe, %3.3ü kayın,
%5.5i karışik iğne yapraklı, %18i karışık geniş yapraklı, ve %4.5i ibre
ve geniş yapraklı ormanlardan oluşur.
Ağaçlarımız
İğne yapraklılar
(Açık Tohumlular-Yaprağını Dökmeyen)
Her iğne yapraklı ağaç çam değildir. Çamlarda ibreler kısa sürgünlerin üzerinde
ikişer ikişer bulunurlar.
ÇAMLAR:Yaklaşık 80 türü olan çamların yurdumuzda yetişen bazı türleri:
Karaçam: Yaygın bir türdür ve ibreleri en uzun olan çam cinsidir. İbrelerin rengi
koyu yeşilve kabuğuda çatlaktır. Gövdesi koyu renkte ve dümdüzdür.
Kozalaklarının uç kısımlarında dikenimsi bir çıkıntı vardır.Yumurtamsı
kozalakları çok küçük bir sapla sürgüne bağlanır.
Kızılçam: En açık renkli çamdır. Türkiyedeki en yaygın çam türüdür. Tepesi
şemsiye gibi ve gövdeside yamuktur. Üst kısımları kırmızımsıdır. Akdeniz
bölgesinde çok yaygındır. 15-20 metre boyunda ve kalın dallıdır. Kozaelakları 7-8
yıl dökülmediğinden tepesinde her zaman bir sürü kozalağı vardır. Kozalaklar
dallara sapsız olarak bağlanır.
Sarıçam: 20-40 metreye kadar boylanabilen narin ve silindirik gövdeli sivri tepeli ve
ince dallı bir ağaçtır. Tepe kısmına doğru gövdesi sarı renktedir. Kozalakları
saplı ve aşağıya sarkıktır.
Diğer Çam Türleri: Fıstık Çamı, Ebe Çamı, Ehrami Çamı, Halep Çamı ...
SEDİRLER
Sedirlerde kısa sürgünler üzerinde 15-30 adet ibre birarada bulunur.
Işıklı ortamları severler. Çam ile hiçbir ilgisi yoktur.
Atlas Sediri: 30-40 metre boylanabilen bu ağaç Küçük kozalaklıdır. Tepe sürgünü
diktir. Yan dalları yatay uzanmaz ve genç sürgünleri tüylüdür.
Himalaya Sediri: Sedirler arasında ibreleri en uzun olanı ( 2.5-5cm.) ve kazalakları en
büyük olanıdır. Tepe sürgünleri aşağıya sarkıktır. Yaprakları koyu yeşildir.
Toros Sediri: Dolgun gövdeli kalın dallı ve görkemli bir ağaçtır. Gençken piramit
tepeli bu ağaç yaşlanınça tepesi yayvanlaşır.Yan dalları gövde ile 90 derecelik
açı yapar. Sert, batıcı ve sivri uçlu ibreleri1.5 ila 3.5 cm uzunluğunda ve genelde
koyu yeşildir. Kozalakları fıçı veya yumurta biçimindedir.
GÖKNARLAR
İbreler sürgünlerde tek tek ve sarmal olarak dizilirler.İbreleri
yassıdır ve altını çevirdiginizde iki beyaz çizgisi vardır. Kozalaklar havaya
doğru dik durur.
Uludağ Göknarı: Türkiye'ye özgü bu ağaç kabuğu kül grisi renginde ve
pürüzsüzdür.İlerki yaşlarda çatlaklı ve pullu olur 30-40 metre boylanabilen bu
ağacın ibreleri yassı ve altında iki beyaz çizgisi vardır.
Toros Göknarı: Genç ağaçlarda kabuğu gri renkte ve pürüzsüzdür ilerki yaşlarda
kabuk pullaşır. Kozalağı en büyük olan sedirdir. ve uzun ince bir kozalağı
vardır. Akdeniz bölgesinde yetişir.
Doğu Karadeniz Göknarı: 40-50 metre boylanabilen ve piramidal gelişen ve sık dallanma
yapan gri gövdeli bir ağaçtır. Alt dalları yanlara uzanır ve hafif aşağıya bakar.
İbrelerinin altında iki beyaz çizgi vardır. Kırmızı-kahverengi kozalakları
vardır. Nemli yerleri tercih eder.
LADİNLER
İbreleri dört köşelidir ve parmaklarınız arasında yuvarlayabilirsiniz.
Gölgeye dayanıklı ve yağışı seven ağaçlardır.
Doğu Ladini: Sivri bir tepeye, dolgun ve düzgün bir gövdeye sahip olan 40-45
metre boya sahip ağaçtır. Kabuk genç ağaçlarda açık renkte ve düzgündür.
Yaşlı gövdelerde koyu ve çatlaklıdır. Dallar butün gövdeyi kapatır. İbreleri
sivri değildir ve 3-11 mm boyundadır. Kiremit rengindeki kozalakları
oval ve silindirik
yapıdadır. Doğu Karadeniz bölgesinde yayılış gösterir. Mavi Ladin ve Avrupa Ladini
diğer türlerdir.
Geniş Yapraklılar (
Kapalı Tohumlular-Yaprağını Döken)
Kayın: 30-40 metreye kadar boylanabilen gri renkte pürüzsüz kabuğu olan bir
ağaçtır. Hafif tüylü düzgün ve uca doğru elipsli bir yaprağı vardır.Gövdesi
düz ve pürüzsüzdür. Dağların kuzey yamaçlarında orta ve yüksek kesimlerde
yetişir. Az ışık ve bol yağış ister.
Gürgen: 25 metreye kadar boylanabilen gövdesi oluklu açık gri gövde kabuğu ince ,
düzgün ve pürüzsüzdür. Yaprakları tırtıklıdır. Çiçekleri yaprağın altında
ve kelebek gibidir. Gövdesinde dik yarıklar vardır. Gölgeyi sever ve kayınlarla
karışık orman oluştururlar.
Çınar: İki türü vardır Doğu ve Batı Çınarı. Doğu çınarı çok kalın ve
kısa bir gövde üzerinden yukarı ve yanlara doğru sarkık ince uzun dalları olan ulu
bir ağaçtır. Gövdesi kahverengi ve tırtıklıdır. Meyveleri uzun bir sap ucundan 3
ila 6 tanadir. Batı çınarının gövdesi gri renkte ve pürüzsüzdür.
Meşe: Çok çeşitli türleri olan meşeler ekonomik yönden en avantajlı ağaçlardır.
Boyları 15 ila 30 metreye ulaşabilir. Genelde palamutlarıyla tanınırlar. Tüm
türkiyede yayılış gösterirler.
Kestane: Geniş ve dağınık tepeli, 30 metreye kadar boylanabilen bir ağaçtır.
Tohumları mahmuz biçimindedir. Geniş yapraklı ağaçlarla karışık orman
oluştururlar.
Ceviz: 25-30 metreye kadar boylanabilen geniş tepeli bir ağaçtır. Gövde kabuğu
gümüşi gri parlak ve çatlaksızdır. Tomurcukları pullu ve sapsızdır. Yeşil
çıplak ve küre biçiminde meyveleri vardır.
Kızılağaç: Boyu 20 metreye kadar ulaşabilen düzgün gövdeli bir ağaç. Düzgün ve
parlak kabuğu ilerki yaşlarda çatlaklı ve koyu gri olur. Rutubetli alanlarda dere
kenerlarında çok sık rastlanır.
Bazı
Önemli Bilgiler
Türkiye'de 20m3/ton odun yakacak olarak kullanılıyor ama bunun sadece yarısı
karşılanıyo, geri kalan yarısı ise kaçak kesimler sonucu elde
ediliyor.
Türkiye'de 14 bin köyde 80 bin kişi orman köylüsü ve her yıl 4 bin kişi kaçak
orman yerleşmesi yüzünden yargılanıyor.
Türkiye'de en çok kaçak kesim Sakarya bölgesinde.
Türkiye'de üretilen tomruğun % 40'ı böcek kurumasından dolayı kesilen ağaçlardan.
Oysa böcek mücadelesi icin çok daha küçük bütçeler yeterli olmaktadır. Orman
içinde dökülen ve kesilen dallar böcekler için yuvadır. Böcekler bu ağaç
kabuklarına larvalarını bırakırlar. Sonra bu larvalar su ve besin sirkülasyonunu
yapan kambiyuma ilerler ve ağacı öldürür. Ağacın böcekli olduğu ağaç kuruduktan
sonra anlaşılır.
Türkiye ormanlarında % 10 azalma vardır. Türkiye'de 20m/ha alanda ağçlandırma
çalışması yapılması gerekirken 2.5m/ha alanda yapılıyor.Türkiye'de yılda
yaklaşık 2000 orman yangını çıkıyor. Kızılçam ormanlarının sisteminde yangın
vardır ve yangın bu ormanların yenilenmesini sağlar. |
|